Işıl Özgentürk'ten Afyon Kalesi'nde Edebi Yolculuk: Nâzım Hikmet'ten İran Sansürüne Çarpıcı Anılar
Usta yazar Işıl Özgentürk, Afyon Kalesi'nden geçmişe uzandı. Nâzım Hikmet'ten Ahmed Arif'e, Orhan Kemal'den İran deneyimine ve yaşadığı sansüre kadar çarpıcı edebi anılarını okuyucularıyla paylaştı.


Usta kalem Işıl Özgentürk, Afyon Kalesi'nin tarihi surlarından Afyon şehrine bakarken, edebi ve kişisel anılarla dolu bir yolculuğa çıktı. Yazarın zihninde canlanan bu derin düşünceler, Haziran ayının hüzünlü ve anlamlı günleriyle birleşerek, Türk edebiyatının önemli isimlerini ve kendi yaşamından dönüm noktalarını yeniden gündeme taşıdı.
Nâzım Hikmet'in Mirası Afyon Kalesi'nde Canlandı
3 Haziran'da aramızdan ayrılışının 63. yıl dönümünde büyük şair Nâzım Hikmet'i anan Özgentürk, Afyon Kalesi'nin zirvesinden Afyon Ovası'na yönelttiği bakışlarıyla, şairin "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu..." dizelerini mırıldandı. Bu etkileyici şiir, şayak kalpaklı adamın umut dolu bekleyişini, Kocatepe'den Afyon Ovası'na adeta bir yıldız gibi kayacak efsanevi yürüyüşünü tasvir ederken, Özgentürk'ün zihninde o anın gücünü yeniden hissettirdiği belirtildi. Şiirde geçen "Paşalar üç dediler, sarışın bir kurda benziyordu, mavi gözleri çakmak çaktı" gibi ifadelerle Mustafa Kemal Atatürk'ün karizmatik liderliğini anlatan dizeler, Afyon'un kurtuluş mücadelesindeki stratejik konumunu ve tarihteki önemini Özgentürk'ün gözünden bir kez daha vurguladı.
Ahmed Arif ve Orhan Kemal'in Kalıcı İzleri
Kaleden iniş yolunun zorluğunu hisseden Işıl Özgentürk'ün belleğinde, yine Haziran ayında kaybedilen bir diğer büyük şair Ahmed Arif'in dizeleri yankılandı. "Öyle yıkma kendini, öyle mahzun, öyle garip; nerede olursan ol, içeride, dışarıda, derste sırada, yürü üstüne üstüne, tükür yüzüne celladın, fırsatçının, fesatçının, hayının... dayan kitap ile, dayan iş ile, tırnak ile, diş ile, umut ile, sevda ile, düş ile, dayan rüsva etme beni" şeklindeki güçlü sözler, yazarın anılarında direnişin ve onurun sembolü olarak yer buldu. Bu dizelerin, hayatın güçlükleri karşısında ayakta durma çağrısı yaptığı kaydedildi.
Özgentürk'ün zihnindeki bu edebi geçit töreni, bir başka Haziran ayında yaşamını yitiren Orhan Kemal ile ilgili kişisel bir anıyla devam etti. Yazar, gençlik yıllarında, Harbiye yolunda, sabahın erken saatlerinde, paltolu ve fötr şapkalı Orhan Kemal'i genç bir kadınla kol kola yürürken gördüğünü aktardı. Bu anlık karşılaşmanın kendisinde büyük bir sevgi ve hayranlık uyandırdığını ifade eden Özgentürk, insan belleğinin ne kadar ilginç olduğunu bir kez daha fark ettiğini belirtti. Bu anı, yazarın edebiyat dünyasına olan derin bağının ve gençlik yıllarındaki izlenimlerinin ne denli kalıcı olduğunun bir göstergesi olarak ön plana çıktı.
Bekçi Filmi, İran Deneyimi ve Yazarın Yaşadığı Sansür
Orhan Kemal ile olan bağlantısı, Işıl Özgentürk'ü yıllar sonra yönetmen Ali Özgentürk'ün vefatının ardından anılan "Bekçi" filmine taşıdı. Özgentürk, Orhan Kemal'in "Murtaza" romanından uyarladığı bu filmin senaryosunu kaleme almıştı. "Bekçi" filmi nedeniyle İran İslam Devrimi'nin 10. yıl kutlamalarına ve film festivaline davet edilen Özgentürk, o dönemde İran hakkındaki bilgisinin kısıtlı olduğunu belirtti. Ülkeye gitmeden önce çarşaf arayışına girdiğini, ancak bulamayınca Şehir Tiyatroları'ndan bir çarşaf temin ederek yolculuğa çıktığını aktardı. İran'ın kendisini hayli şaşırttığını ve bu deneyimlerini gazetede yazmaya başladığını ifade etti.
Ancak bu yazı dizisi beklenmedik bir şekilde sonlandı. İkinci gün, merhum yazı işleri müdürü Okay Gönensin'in kendisini arayarak, "Işıl insanlar senin İran'a kaça satıldığını soruyorlar, yazılarını kesiyorum" dediğini aktardı. Işıl Özgentürk, bu olayı elli yıllık yazı hayatında yaşadığı tek sansür deneyimi olarak nitelendirdi. Bu olay, yazarın kariyerindeki önemli bir dönüm noktası ve ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak hafızalara kazındı.

Afyon Kalesi'nde Tatlı Bir Hatıra
Kalede geçirdiği bu yoğun edebi ve anılarla dolu anların ardından, yazarın fotoğraflarını çekmek isteyen Lütfi Bey ile ilginç bir diyalog yaşandı. Lütfi Bey'in, Özgentürk'ün o anki duygusal durumunu anlamış olduğu ve ısrarla fotoğraf çekmek istediği belirtildi. Afyon Kalesi'nin eteklerinde çekilen fotoğrafların telif ücreti ise oldukça samimi ve beklenmedik bir şekilde, iki top dondurma olarak kararlaştırıldı. Bu tatlı detay, yazarın bu derin yolculuğunun sonunda yüzünde hafif bir tebessümle ayrıldığını gösterdi.
Işıl Özgentürk, anılarını edebiyatımızın güçlü şairi Hasan Hüseyin'in "Haziranda ölmek zor" sözleriyle selamlayarak noktaladı. Bu ifade, hem Haziran ayında kaybedilen edebiyatçıları anma hem de yaşamın ve anıların değerine yapılan dokunaklı bir vurgu olarak kayıtlara geçti.
Bu Habere İlişkin Son Gelişmeler
Işıl Özgentürk'ün Afyon Kalesi'ndeki bu edebi ve kişisel anılarını içeren yazısı, okuyuculardan büyük ilgi gördü. Yazarın geçmişle kurduğu köprüler ve edebiyat dünyasının önemli isimleriyle yaşadığı bağlantılar, güncel haberler arasında dikkat çekmeye devam ediyor. Özgentürk'ün sansür deneyimi ise, ifade özgürlüğü tartışmalarına yeni bir boyut katıyor. Tüm gelişmeleri EnTazeHaber.com üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.
İlgili Konular
🔹 Işıl Özgentürk 🔹 Afyon Kalesi 🔹 Nâzım Hikmet 🔹 Orhan Kemal 🔹 Ahmed Arif 🔹 Edebiyat Anıları 🔹 Sansür Türkiye 🔹 Bekçi Filmi
Gundem Haberleri
Gündem Haberleri kategorisi, Türkiye ve dünyadan en güncel olayları, son dakika gelişmelerini ve canlı haber akışını okuyucularına sunar. EnTazeHaber.com olarak, siyasetten ekonomiye, toplumsal olaylardan kültürel gelişmelere kadar geniş bir yelpazede, hızlı ve doğru bilgiyi anında ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu kategorideki haberler, güncel olaylara dair kapsamlı bir bakış açısı sunarak, okuyucuların bilgi sahibi olmasını sağlar.
Sık Sorulan Sorular
Işıl Özgentürk, Afyon Kalesi'nde hangi şairlerin dizelerini anmıştır?
Işıl Özgentürk, Afyon Kalesi'nden Afyon'a bakarken Nâzım Hikmet'in "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu..." şiirini ve Ahmed Arif'in "Öyle yıkma kendini..." dizelerini anmıştır. Bu dizelerle Türk edebiyatının iki önemli ismine saygı duruşunda bulunmuştur.
Yazarın İran ile ilgili yaşadığı sansür olayı nedir?
Işıl Özgentürk, "Bekçi" filmi nedeniyle İran'daki bir festivale katılmış ve deneyimlerini gazetesinde yazmaya başlamıştır. Ancak yazı işleri müdürü Okay Gönensin, "İnsanlar senin İran'a kaça satıldığını soruyorlar" diyerek yazılarını kesmiştir. Bu olay, yazarın 50 yıllık kariyerindeki tek sansür olarak kayıtlara geçmiştir.
Işıl Özgentürk, Orhan Kemal ile ilgili hangi anısını paylaşmıştır?
Özgentürk, gençlik yıllarında, Harbiye'de sabahın erken saatlerinde, uzun paltolu ve fötr şapkalı Orhan Kemal'i genç bir kadınla kol kola yürürken gördüğünü anlatmıştır. Bu anlık karşılaşma kendisinde büyük bir sevgi ve hayranlık uyandırmıştır.