Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’tan Deniz Göktaş’a Sert Tepki: 'İnanç Değerlerine Saygısızlık'
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, komedyen Deniz Göktaş'ın Kur'an-ı Kerim hakkındaki ifadelerini sert bir dille eleştirerek 'edepsizlik' olarak nitelendirdi.


Mukaddesata Karşı Sığ Yaklaşımlar
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, kaleme aldığı “Mizahın Sınırları ve İlahi Kelamın Hakikati” başlıklı metinde, son dönemde sahne performanslarıyla dikkat çeken Deniz Göktaş’ın ifadelerini hedef aldı. 4 Temmuz 2026 tarihinde paylaşılan bu metinde Erbaş, Kur'an-ı Kerim’in vahyî niteliğini ve mucizevi yapısını göz ardı eden yaklaşımların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Erbaş, söz konusu mizah anlayışının temelden yoksun olduğunu ve ilahi kelamın mahiyetini anlamaktan uzak bir cehaleti yansıttığını savundu.
İnsan Biçimcilik Yanılgısı ve İlahi Hakikat
Deniz Göktaş’ın sahne şovunda dile getirdiği “Aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik” ifadesini eleştiren Erbaş, bu bakış açısını ilkel bir “antropomorfizm” yani insan biçimcilik yanılgısı olarak tanımladı. Diyanet İşleri Başkanı, Allah’ın zamandan ve mekandan münezzeh olduğunu hatırlatarak, yaratıcının beşeri özelliklerle kıyaslanamayacağını ifade etti. Erbaş’a göre, Kur'an-ı Kerim Hz. Muhammed’in kişisel birikiminin ürünü değil, doğrudan ilahi bir vahiy olup, mutlak bilgi sahibi tarafından gönderilmiştir.
Kutsal Metnin Evrenselliği ve Meydan Okuma
Erbaş, Hâkka Suresi'nin 44-46. ayetlerine atıfta bulunarak, Kur'an'ın ilahi koruma altında olduğunu belirtti. İslam inancına göre dinin kemale erdiğini belirten Mâide Suresi'nin 3. ayetini hatırlatan Erbaş, Kur'an’ın sürekli güncellenmesi gereken bir metin olmadığını, evrensel ilkelerin eksiksiz bir şekilde tamamlandığını dile getirdi. Bakara Suresi'ndeki meydan okumaya da değinen Erbaş, Kur'an’ın benzerinin getirilemeyeceği gerçeğinin, tarih boyunca müşrikler tarafından bile kabul edildiğini iddia etti.
Sanatsal Yozlaşma ve Entelektüel Sığlık
Kur'an-ı Kerim gibi milyarlarca insanın hayatına yön veren bir kutsal metnin, popüler kültürün tüketim diliyle karikatürize edilmesini ağır bir dille eleştiren Ali Erbaş, bunun bir entelektüel çöküş olduğunu belirtti. Erbaş, mizahın asıl amacının toplumsal aksaklıkları zekice işlemek olduğunu, ancak mukaddesata saldırarak prim yapmaya çalışmanın sadece bir tükenmişlik göstergesi olduğunu ifade etti. Erbaş, bu durumu “edepsizlik” olarak tanımlayarak, toplumun dini değerlerine karşı sergilenen bu tavrın sınırlarının aşılmaması gerektiğini hatırlattı.
Bu Habere İlişkin Son Gelişmeler
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu tartışma, inanç değerleri ve ifade özgürlüğü sınırları üzerine yeni bir polemik başlattı. Konuyla ilgili son dakika haberleri ve güncel haberler, sosyal medya mecralarında farklı kesimler tarafından yoğun bir şekilde tartışılıyor. Canlı haber takibi yapan platformlarda, Diyanet'in açıklamalarının ardından gelen tepkiler dikkatle izleniyor. Tüm gelişmeleri EnTazeHaber.com üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.
İlgili Konular
🔹 Diyanet İşleri Başkanlığı 🔹 Ali Erbaş 🔹 Deniz Göktaş 🔹 İnanç ve Mizah 🔹 Toplumsal Değerler 🔹 İfade Özgürlüğü Tartışmaları
Gundem Haberleri
Türkiye ve dünya gündemini meşgul eden en önemli olayları, siyasi gelişmelerden sosyal tartışmalara kadar tarafsız bir perspektifle ele alıyoruz. EnTazeHaber.com, son dakika ve güncel başlıkları en hızlı şekilde sizlere ulaştırarak canlı bir haber akışı sunmaktadır. Türkiye'nin nabzını tutan köklü bir habercilik anlayışıyla hareket ediyoruz.
Sık Sorulan Sorular
Ali Erbaş neden tepki gösterdi?
Erbaş, Deniz Göktaş'ın sahne performansında Kur'an-ı Kerim ve ilahi vahiy hakkında kullandığı ifadelerin, dini değerlere saygısızlık içerdiğini ve cehalet ürünü olduğunu savunduğu için tepki gösterdi.
Deniz Göktaş hangi ifadeyle eleştirildi?
Göktaş'ın sahne şovunda dile getirdiği “Aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik” cümlesi, Erbaş tarafından Allah'ı insan biçimli olarak tasvir eden bir yanılgı olarak nitelendirildi.
Diyanet'in temel argümanı nedir?
Diyanet, Kur'an'ın ilahi bir vahiy olduğunu, zamandan ve mekandan münezzeh bir kaynaktan geldiğini ve hiçbir şekilde beşeri bir kurgu veya fikir değişikliğine konu olamayacağını savunmaktadır.