sync
BIST 10010,245.40trending_up+1.25%
Dolar / TL32.2440trending_down-0.12%
Euro / TL34.9810trending_up+0.05%
Altın (Ons)$2,342.50trending_down-0.38%
Bitcoin$68,420.00trending_up+3.15%
Brent Petrol$81.45trending_up+0.85%
BIST 10010,245.40trending_up+1.25%
Dolar / TL32.2440trending_down-0.12%
Euro / TL34.9810trending_up+0.05%
Altın (Ons)$2,342.50trending_down-0.38%
Bitcoin$68,420.00trending_up+3.15%
Brent Petrol$81.45trending_up+0.85%
BIST 10010,245.40trending_up+1.25%
Dolar / TL32.2440trending_down-0.12%
Euro / TL34.9810trending_up+0.05%
Altın (Ons)$2,342.50trending_down-0.38%
Bitcoin$68,420.00trending_up+3.15%
Brent Petrol$81.45trending_up+0.85%
Kültür Sanat

Kör Kelimesinin Ötesinde Eşitlik Çağrısı: Harun Sarıkaya'dan Dikkat Çeken Çıkış

Harun Sarıkaya, görme engellilerin toplumsal eşitliği sağlanmadan 'kör' kelimesi üzerindeki hassasiyeti anlamsız buluyor. Kendi deneyimleriyle gerçek entegrasyonu savunuyor.

Kör Kelimesinin Ötesinde Eşitlik Çağrısı: Harun Sarıkaya'dan Dikkat Çeken Çıkış
copyrightentazehaber.com

Harun Sarıkaya imzasıyla, 31 Mayıs 2026 tarihinde okuyucularla buluşan bir yazı, görme engellilerin toplumsal hayattaki yerini ve kullanılan dilin bu konudaki rolünü cesurca tartışmaya açtı. EnTazeHaber.com'daki köşesinde kaleme aldığı yazısında Sarıkaya, kendisinin bir görme engelli olarak “kör” kelimesini kullanmasına yönelik tepkilere şaşkınlıkla yaklaştığını belirtti. Yazar, kelime hassasiyetinin, engelli bireylerin iş ve sosyal yaşamda karşılaştığı gerçek sorunların önüne geçmemesi gerektiğini savunuyor.

Kelimelerin Ötesindeki Gerçek: "Ben Körüm ve Köre Kör Denir"

Yazar Harun Sarıkaya, yazısının ana eksenini, kendi görme engelli oluşu ve bu durum için “kör” kelimesini kullanmasının yarattığı tartışma üzerine kuruyor. Sarıkaya, kendisine yöneltilen eleştirilere karşı duruşunu net bir şekilde ortaya koyarak, “Ama ben körüm ve köre kör denir” ifadesini kullanıyor. Bu sözlerle, içinde bulunduğu fiziksel durumu doğru bir şekilde tanımlayan bir kelimenin kullanımının neden bu kadar tepki çektiğini sorguluyor. Sarıkaya’nın vurgusu, kelimeler üzerindeki yüzeysel bir hassasiyetin, asıl önemli olan, yani engelli bireylerin toplumsal yaşama tam katılımı konusundaki eksiklikleri gölgede bıraktığı yönünde. Ona göre, bir bireyin kendi durumunu tanımlamak için kullandığı kelimeye gösterilen tepki, çok daha derin sorunların varlığının bir göstergesi niteliğinde.

Toplumsal Eşitlik Mücadelesi ve Dilin Rolü

Harun Sarıkaya, toplumsal eşitliğin henüz tam anlamıyla sağlanamadığı bir ortamda, dil üzerindeki bu tür tartışmaları öncelikli bulmadığını açıkça ifade ediyor. Yazısında, görme engellilerin hâlâ toplum içinde bir 'zavallılık' durumuyla karşı karşıya kaldığını ve iş, eğitim, ulaşım gibi temel alanlarda ciddi zorluklar yaşadığını belirtiyor. Sarıkaya, bu gerçeklik varken, “kör” kelimesinin yerine hangi terimin kullanılacağının tartışılmasının anlamsız olduğunu dile getiriyor. Ona göre asıl hedef, engelli bireylerin herhangi bir sorunla karşılaşmadan, diğer tüm bireylerle aynı ortamda yaşayabildiği, çalışabildiği, eğlenebildiği ve üretebildiği bir toplum yapısını kurmak. Ancak bu tür bir eşitlik ve entegrasyon sağlandığında, dilin incelikleri ve doğru ifade biçimleri üzerine anlamlı bir tartışma yürütülebileceğine inanıyor.

Kör Kelimesinin Ötesinde Eşitlik Çağrısı: Harun Sarıkaya'dan Dikkat Çeken Çıkış
copyrightentazehaber.com
Fotoğraf: Kör Kelimesinin Ötesinde Eşitlik Çağrısı: Harun Sarıkaya'dan Dikkat Çeken Çıkış

Sarıkaya’nın bu yaklaşımı, engelli hakları savunucuları arasında da zaman zaman dile getirilen bir görüşü yansıtıyor: sembolik adımların ve dilsel düzeltmelerin ötesine geçerek, somut hakların ve eşit fırsatların peşinde koşmak. Yazar, elbette bu genel durumun aksine, eşit fırsatlar yaratma çabası içinde olan ve bu engelleri aşmış bireylerin de toplumda var olduğunu kabul ediyor. Ancak onun odak noktası, genel tablonun henüz istenilen seviyeden çok uzak olması ve bu durumun öncelikle ele alınması gerektiği.

Yaşamdan Kesitler ve Bir Annenin Endişesi

Yazısında kişisel deneyimlerine de yer veren Harun Sarıkaya, kendi yaşamından çarpıcı örnekler sunuyor. Kendi körlüğünden bahsederken kullanabileceği anıların giderek azaldığını, hatta neredeyse tükendiğini belirtiyor. Bu durum, yazarın zaman zaman mizahi bir yaklaşımla, “Dışarıda biraz dolaşıp geleyim de başıma bir şeyler gelsin” diye espri yapmasına neden oluyor. Bu ironik dileği karşısında annesinin “Tövbe oğlum, o nasıl söz” diyerek tepki göstermesi, Sarıkaya’nın yaşamındaki insani boyutları ve ailesinin ona duyduğu doğal sevgiyi ve koruma içgüdüsünü ortaya koyuyor. Bu anekdotlar, yazarın sadece entelektüel bir tartışma yürütmediğini, aynı zamanda kişisel bir yaşam mücadelesi verdiğini de gözler önüne seriyor.

Eşit Fırsatlar Sağlandığında Yeni Bir Tartışma Başlayabilir

Harun Sarıkaya’nın mesajı oldukça net: şu anki öncelik, dilsel düzeltmelerden ziyade, engelli bireylerin yaşam kalitesini ve toplumsal katılımını artıracak somut adımların atılmasıdır. İş ve sosyal hayatın her alanında eşit ve sorunsuz bir şekilde yer alabildiğimizde, aynı ortamda diğer bireylerle birlikte yiyip içebildiğimizde, eğlenebildiğimizde ve çalışabildiğimizde, işte o zaman “köre ne diyeceğimiz” konusunu da rahatlıkla tartışabileceğimizi ifade ediyor. Yazar, dışarıdan gelen eleştirilerin kendisi için bir önem taşımadığını, asıl hedefin gerçek entegrasyon olduğunu vurgulayarak yazısını sonlandırıyor ve tüm seslere “İyi pazarlar” dileğini iletiyor.

AI Digest • Yapay Zeka Özeti

15 Saniyede Tek Bakışta Ne Oldu?

Yazar Harun Sarıkaya, görme engelliler için 'kör' kelimesinin kullanımına yönelik eleştirilere dikkat çekici bir yanıt verdi. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak, kelime hassasiyetinin toplumsal eşitlik ve entegrasyon sağlanmadan bir anlam ifade etmediğini belirtti. Sarıkaya, asıl mücadelenin iş ve sosyal hayatta tam katılımı sağlamak olduğunu vurguladı.