Maggie O’Farrell'ın Aile Sırrı: Bir Fotoğraf ve Harita, İrlanda'nın Unutulmaz Acılarını Gün Yüzüne Çıkardı
Yazar Maggie O’Farrell'ın atalarının haritalarla olan bağlantısı, Büyük İrlanda Kıtlığı'nın karanlık dönemini aydınlatıyor. Bir fotoğraf ve harita ile geçmişin izini sürüyor.


Geçmişin İzinde Bir Edebi Yolculuk
Ünlü yazar Maggie O’Farrell, ailesinde nesillerdir anlatılan bir efsanenin peşine düşerek çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. Ailesinin anlattığına göre, atalarından biri İrlanda'nın ilk haritalarını çizen kişilerden biriydi. Bu köklü hikaye, O’Farrell'ın eline geçen eski bir fotoğrafın ve detaylı bir haritanın ardından, büyük büyükbabasının yaşam öyküsünü derinlemesine araştırmasına yol açtı.
Çocukluk yıllarından itibaren, kırmızı otomobilleriyle Donegal veya Galway gibi bölgelerden geçerken, bu hayali haritacıyı canlandırırdı zihninde. Nasıl olur da tek bir kişi koca bir ülkenin, kasabaların, sahillerin, ağaçların ve nehirlerin haritasını çıkarabilirdi? Bu düşünce, onu İrlanda'yı her dolaştığında meşgul etti. Üniversitedeki coğrafya sınavlarında dahi, bilinmeyen bir harita parçasını incelerken hep o atayı merak etti. Kimdi bu adam, nasıl çalışmıştı, nasıl bir hayatı vardı? Bu sorular, onu yıllarca sürecek bir keşif serüvenine sürükledi.
Beklenmedik Bir Keşif ve Aile Sırrı
Uzun yıllar süren bu arayış, bir akrabasının vefatı sonrası aileye gönderilen eşyalar sayesinde beklenmedik bir dönemeç aldı. Eşyalar arasında, hayali bir yerin el çizimi, sert kapaklı bir kitaptan daha büyük olmayan, renkli mürekkeple özenle işlenmiş bir harita vardı. Ayrıca, kapı eşiğinde oturmuş, kucağında bir çocukla poz veren yaşlı bir adamın fotoğrafı da dikkat çekiyordu. Adamın üzerinde yıpranmış bir ceket ve alçak kenarlı bir şapka vardı; arka plandaki konut ise kilitli yarım kapısı olan taş bir kulübeydi. Çocuk, fotoğrafçıya merak dolu gözlerle bakıyordu.
İşte karşısındaydı; o haritacı ve oğlu, yani büyük büyükbabası ve kucağındaki büyükbabası. Haritayı büyüteçle tekrar incelediğinde, sol üst köşesinde, minik bir madalyonun içinde, çok küçük bir fırçayla çizildiği anlaşılan ilgi çekici bir manzara fark etti. Kırmızı ceketli bir asker, bir teodolitin içine eğilmiş bakıyordu; arkasında ise bir ölçüm zinciri tutan, fotoğraftaki haritacıya tıpatıp benzeyen bir adam duruyordu. Aynı soluk ceket, kalkık şapka, sakal ve sert duruş... 150 yılı aşkın süredir çıplak gözle neredeyse görünmez kalan bu figür, şimdi gün yüzüne çıkmıştı. Bu minik, ancak politik anlamlarla yüklü tablo, O'Farrell'ı derinden etkiledi: İngiliz askerin kendinden emin, sahiplenici duruşu ve büyük büyükbabasının neredeyse hissedilir endişesi. Bu andan itibaren, bulabileceği her şeyi araştırmaya karar verdi.
Arşivlerdeki Gizli İmza ve Büyük Açlık'ın Gölgesi
Büyük büyükbabasını yazılı kaynaklarda bulmak oldukça zorlu bir süreçti. Bunun nedeni, o dönemde İrlandalı personelin Harita Komisyonu (Ordnance Survey) için yaptıkları çalışmalara kendi imzalarını atmalarına izin verilmemesiydi; tüm arazi notları ve taslak haritalar İngiliz bir subay tarafından onaylanıp imzalanmak zorundaydı. Dublin'deki devasa Harita Komisyonu arşivlerini karıştırırken, tipografi yönergeleri gibi büyüleyici belgelerin yanı sıra, Cavan'dan bir ev sahibinin ordu mühendislerinin yatağına zarar verdiğinden şikayet eden bir mektubunu da buldu. Ayrıca, tüm 'işçilerin' yalnızca İngilizceye çevrilmiş isimleriyle tanınması gerektiği yönünde bir emir de mevcuttu. "Tüm İşçilere Bir Hafta İzin Verilmesi" başlıklı bir memorandumun ardından gelen imza listesinde, büyük büyükbabasının adı da yer alıyordu. Sayfadan adeta fırlayan, kendi el yazısına benzeyen, akıcı ve ustaca yazılmış bir imzaydı bu.
Bu anı hissettiklerini anlatmak çok güçtü. Arşivlerin sessiz ortamında olmasa, kesinlikle alkışlayıp sevinç çığlıkları atabilirdi. Çocukken kendilerine anlatılanların siyah beyaz, kesin kanıtı buradaydı. Yanındaki araştırmacılara dönüp, "Asla tahmin edemezsiniz, bakın ne buldum!" demek istiyordu. Ancak bu mektubu ikinci kez okuduğunda, 1853 Haziran tarihini fark etmemek imkansızdı. Tarih bilgisi çok az olan biri bile, İrlanda'nın 19. yüzyılın ortalarında korkunç bir kıtlık yaşadığını bilirdi. 1846 ile 1852 yılları arasında bir milyondan fazla insan açlıktan veya kıtlığa bağlı hastalıklardan yaşamını yitirmiş; bir milyon kişi daha göç etmek zorunda kalmış, birçoğu denizde can vermişti. Bu rakamların bazı tarihçiler tarafından muhafazakar tahminler olarak kabul edildiğini belirtmekte fayda var.
Haritalardaki Kederli Değişimler ve Romanın Doğuşu
Bu memorandum, büyük büyükbabasının Harita Komisyonu ekiplerine eşlik ettiğini, işçi ve tercüman olarak görev yaptığını ve bu felaketin ardından haritalarda revizyonlar yaptığını gösteriyordu. O, nüfusunun neredeyse %30'unu kaybetmiş, bütün köyleri yok olmuş, yol kenarlarında toplu mezarların bulunduğu, arazilerin ve tarlaların yeniden düzenlendiği, eşi benzeri görülmemiş sosyo-politik bir kargaşanın yaşandığı bir ülkeyi baştan başa geçiyordu. Onun görevi, kıtlık sonrası İrlanda haritalarının yeni versiyonlarına bu acımasız değişiklikleri işlemekti. Böylesi bir görevi, o dönemleri yaşamış bir kişinin nasıl üstlenebileceği sorusu, yazarın zihnini kurcaladı.
O’Farrell, yaratıcı yazarlık derslerinde sıkça dile getirilen "bildiğini yaz" ilkesine her zaman karşı çıktı. Romanı "Land" (Toprak), büyük kıtlığın uzun gölgesinden kurtulmaya çalışan Tomás adında bir adam ve ailesinin hikayesini ele alıyor; aynı zamanda İrlanda'nın tüm öyküsünü, dar bir toprak parçası ve üzerinde yaşamış tüm insanlar aracılığıyla anlatıyor. Kurgunun, bilmediğiniz şeylerden, yani bu özel durumda, 19. yüzyıl İrlanda tarihinin onu şaşırtan, sorularla dolduran birçok yönünden beslendiğine inanıyor. Bu soruların başında, dünyanın en zengin imparatorluklarından birinin merkezine bu kadar yakın bir yerde, bu denli büyük bir felaketin nasıl olup da yaşanabildiği geliyordu. "Land" romanı, büyük büyükbabasının hikayesi, el çizimi bir harita, bir fotoğraf ve hayal ettiğimizden çok daha fazla gerçeklik içeren bir efsaneden ilham alan, bir şaşkınlık ve öfke duygusunun ürünü olarak ortaya çıktı.